Son dönemde yakın çevremiz başta olmak üzere sürekli olarak savaş korkusu ile güne başlamak durumunda kalıyoruz. Yaş almış bir Amerikalı kendi isteklerine karşı gelenlere karşı hem saldırıyor hem de hakaret ediyor. Yabancı bir devletin önde gidenini zeka özürlü olmakla suçlamanın da ötesine geçiyor. Elinde tuttuğu başkanlık gücü ile birlikte parasına güvenerek satın almaya kalkıyor. En somut örnek olarak Gazze şeridini gözüne kestirmiş durumda. Olası yatırım uzun soluklu olarak düşünülmesini gerektiriyor. Çünkü savaşa ne kadar dayanılacağının tartışmaları yapılıyor. Üstelik bölgede zengin yeraltı doğalgaz ve petrol yataklarının paylaşımının da gündeme geleceğinin de öne çıkarılması son derece önemlidir. Savaşın nedenlerinden bir tanesinin de bölgede bulunan zenginlikler olduğu gerçeğidir.
Yapılan değerlendirmelerde İran’da 3000 yıla yaklaşan devlet geleneğinin olduğu gerçeği bulunmaktadır. 1979 yılında Humeyni’nin İran’a dönmesinden sonra şu anda yaşanmakta olanların yaşandığının da unutulmaması gerekiyor. Halkın direnişinden iç kargaşa yaşanırken Amerika’da yaşamını sürdürmekte olan devrik İran Şahının oğlunun bir kurtarıcı gibi gönderilmek istenmesini gerekli ilgiyi görmemesi sonucunda düşünülen bu uygulamanın geri teptiği biliniyor.
Bu arada müzakerelere devam edilirken Amerika’nın saldırısının başlatılması adı geçen ülkenin ne kadar güvenilir olduğunun da sorgulanmasını gerekli kılıyor. Kız çocuklarının öğrenim gördüğü bir kız yurdunun saldırıya uğraması bir başka güvensizlik olgusu oluyor. Amerika suçlanırken bu tür saldırılarının piri olduğu bilinen İsrail’in de göz ardı edilmemesini gerekli kılıyor.
Amerika’nın İsrail ile birlikte bölgede terör estiriyor olması anlaşılır olmanın ötesindedir. Bunlar yapılırken NATO’nun devreye sokularak ünlü 5. Maddesine işlerlik kazandırılmak isteniyor olması ayrı bir garabet oluyor. Kıbrıs olaylarının ivme kazandığı günlerde başka bir Amerikalı olan Başkan Johnson Türkiye’yi Nato’ya ait olduğu savı ile verilen silahların Kıbrıs’ta ve Yunanistan’a karşı kullanılmaması gerekir diyerek Türkiye Başbakanı İsmet İnönü’nün şahsında Türkiye Cumhuriyetini tehdit etmekten çekinmiyordu. Başbakan İnönü Amerikalı Başkan’ın yaptığı çağrıya uymamış daha sonra NATO toplantısının Amerika’da yapılacak olması nedeniyle Amerika’nın Başkentine giderek bekledikleri görüşmeyi gerçekleştirmiştir. Bu konuyla ilgili olarak BİR DEMET YAŞAM kitaplarımda konuyu ayrıntılı olarak anlatmaktayım.
Amerika bu yaptıkları ile kendince NATO’nun güneydoğu kanadını yapay olarak korumuş olmakla kalmamış Türkiye’ye silah ambargosu uygulamıştır. Burada da Amerika’nın ne kadar güvenilemeyeceğinin bir başka kanıtı oluyor. Bu nedenle emperyalist ülkelerin nerede ise tamamının güvenilmez olduklarını yerine göre piyasaya sürerek kendilerini unutturmuyorlar. Son dönemde ortalıklara Demokrasi getireceğiz diyerek gittikleri ülkelerde çok sayıda insanın katliamdan geçirilmesinin nedeni olduklarının bilinmesi gerekiyor.
Dünyanın en güzel ilkesinin BARIŞ olduğunun bilinmesini ve savaşsız bir dünya olduğunun da bilinmesi gerekiyor mu ne…
SAVAŞSIZ GÜNLERDE SEVGİ İLE KALINIZ…